facebook paylaş
Paylaş
Tavşanlı Mobil
reklam->


Tavşanlı menüsü
  • Tavşanlı halı yıkama
  • Tavşanlı Muhtarlar Başkanı Yusuf Çelebi Oldu
  • Bursa Tavşanlı Tavşanlı Bursa nakliyat
  • tavşanlı atatürk anadolu lisesine servisimiz vardır
  • Pars Tavşanlı halı koltuk stor perde yıkama
  • özten tavşanlı halı yıkama
  • Tavşanlı kiralık minibüs
Tavşanlı İndirim Fırsatları
korucu ali seyahat öğrenci servisi
Gezi düğün nişan ve özel günlerinize araç kiralanır
irtibat: 05423542496
korucu ali seyahat öğrenci servisi
Bursa Tavşanlı Tavşanlı bursa nakliyat işleriniz yapılır
irtibat: 0536 824 33 52
  • Video haber
  • Makale
  • Tavşanlı
  • Seri ilanlar
  • Sayfalar
  • Köyler



Yazar Ali Rıza Soyaslan Makaleleri

Bugünden itibaren başlıyor

3 kitabın Yazarı Ali Rıza Soyaslan
Ali Rıza Soyaslan Kitaplarını Görmek için Tıkla


AğLATAN HıKAYE

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep ayni saatte, ayni duraktan, ayni otobüse bindiler.

Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda basardılar. ıkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra… Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu… Bazen issiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı 
için ya da tam tersine o hesabi daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki… Günler günleri, yıllar yılları sevgileri de büyüdü, büyüdü…Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, “bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler… “Senin için ölürüm” derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve kadında “Hayır, ben senin için ölürüm” diye yanıt verirdi hep… Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, “Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak….” Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakin unutma” Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı… Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten…. Hayat ne kadar hızlı akarsa aksin, isleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde “satılık” levhası asili olan. “Ne dersin, bu evialalım mi?” dedi adama. “Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı…” “Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?” diye yanıt verdi adam. “Amerika’daki tip kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı… Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık….”  Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: “Canim, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut…” Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat” diye dil döktü bos yere… Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği…Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatinin birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, “Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım” diye sözünü kesti arkadaşı. “O, seni aldatıyor. Is yerimin tam karsısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya….” “Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları” diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı…. Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karsısında bir köseye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı… Kocasının eskiden ayni hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın… Aksam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. ınkâr etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, “son bir kez kucaklamak isterim seni” diyecek oldu ama kadın, “defol” dedi nefretle… ılk celsede boşandılar… Modern bir ask hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti… Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karsısında o kadını gördü. “Sen, buraya ne yüzle geliyorsun” diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. “Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.” dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: “Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi…” Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. ıtinayla katlanmış bir sürü kâğıt duruyordu kutuda. ılk kâğıtta, “Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem” diyordu… Sırayla okudu; “Seni çok sevdim”, “Seni sevmekten hiç vazgeçmedim”, “Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.” “Fakat benim için ölmeni istemedim” “Simdi bana söz vermeni istiyorum.” “Benim için yasayacaksın, anlaştık mi?” son kâğıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın… Ve son kâğıtta

şunlar yazılıydı:

“Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta
martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım…

TAVşANLI LıNYıTSPOR KÜTAHYA SPOR ÇEKışMESı ÜZERıNE...


Kütahyaspor Tavşanlı Spor maçını bugün statta izledim. Gerçekten çok heyecanlı güzel ve özel bir maçtı. son 1 senedir Linyitsporun maçlarını takip ediyorum. Linyitsporun hemen hemen bütün maçlarında Kütahyaspor takıntı haline gelmiş. Rakip kim olursa olsun Kütahya'ya sürekli taraftarlar kötü tezahürat ediyorlar. Kütahyalı hemşehrilerimize de sordum. meğer Kütahya sporunda bütün maçlarında Tavşanlı aleyhine sloganlar atıyorlarmış. Bu çok anlamsız bir kavga. Çok anlamsız bir takıntı. Kütahyalı hemşehrilerimizle genelde konuştuğum zaman şunu fark ettim. Kütahyalıların çoğunda Linyitspor sempatisi var. Gerçekten Linyitspor sadece Kütahya'da değil Türkiye genelinde nereye gidersem gideyim çok büyük sempati toplamış. linyitspor'un vizyonu Türkiye'de hafızalarda kalmış. Böyle vizyonlu bir takımın Kütahya sporu takıntı haline getirmesi, her maçta kötü tezahürat yapması çok da bu vizyona yakışmıyor. Gerçek şu ki; Linyitspor bir Türkiye takımı olmuş. şu an ne kadar sıkıntılı lig süreci gitse de bir gün gelecek bu takımın tekrar ayağa kalkacağına, hem kütahyalıların inandığını gördüm, hem de gerçek Tavşanlı ya sevdalı linyitspor taraftarının inandığını gördüm. Linyitspor taraftarı olarak iki takıma da gelecek müsabakalarında başarılar dilerim.

DÜNYA ıLK NOBEL ÖDÜLÜNÜ ALAN şAıR
KıM?

Rromantizmin aşırılıklarına tepki olarak şiire incelik, denge ve estetik standartlar getirmeyi amaçlayan Parnasçı akımın öncülerinden Fransız şair.
1901'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştır.

1901 yılında açılış Nobel Ödülü verildiğinde, şu anda bilinmeyen Sully Prudhomme'a gitti. 16 Mart 1839'da doğan Prudhomme, Romantik hareketten kaçan bir Fransız şair ve denemeciydi. Parnassus okuluna gevşek bir şekilde bağlı olan Prudhomme, dönemi için bilimsel bir şiir yaratmak istedi. Nobel komitesine göre, ödül, "yüce idealizm, sanatsal mükemmellik ve hem kalbin hem de aklın niteliklerinin nadir bir kombinasyonunu kanıtlayan şiirsel kompozisyonunun özel olarak tanınmasıyla" verildi.

Sully Prudhomme Paris'te doğdu. Bir göz hastalığı onu mühendislik çalışmalarını durdurmaya zorladıktan sonra, bir süre avukat olarak kendini destekledi. Zaten öğrenci olarak şiir yazmaya başlamıştı ve ilk çıkışı 1865'te geldi. Zamanla, özellikle 1881'de Fransız Akademisi'ne girerek saygın bir şair oldu. Zaman geçtikçe sağlığı azaldı ve evinde yalnız yaşadı. Paris'in güney banliyöleri, 1907'de öldü. Sully Prudhomme, Nobel Ödülündeki parayı genç Fransız şairlerini yayınlamak için bir fon oluşturmak için kullandı.

SULLY PRUDHOMME NOTLAR

 Sully Prudhomme'un dediği gibi; "Aşktan ölenler ne cennete ne cehenneme gidebilirler. Onlar için ebediyet olmaz, onlar cenneti ve cehennemi yaşamışlar ve ruhları heyecanlarına, coşkunluklarına sarf edilmiş, bitmiş, yok olmuştur."


 ımanlı ve hassas bir şair olan Sully Prudhomme “Dünya” adlı bir şiirinde şöyle demektedir: Bu dünyada bütün çiçekler solar Bütün kuşların ötüşleri devamsızdır Ben, ebedî sürecek yazları düşünüyorum Bu dünyada, bütün insanlar, aşklarının Dostluklarının zevaline ağlarlar Ben ebedî sürecek sevgileri düşünüyorum (Stonces, s. 34)


 En ünlü şiiri "Le vase brise"yi de (Kırık Vazo) içeren Stances et poemes (1865; Kıtalar ve şiirler), Les Epreuves (1866; Sınamalar) ve Les Solitudes'dür (1869; Yalnızlıklar).
 
Açılan hafif çatlak gerçi küçük bir şeydi,
fakat ince billûru günden güne yiyerek
sinsi bir yürüyüşle boyuna ilerledi.
kuşattı her yanını yavaşça kemirerek.


#alirizasoyaslan #sullyprudhomme #nobelbarışödülü

Tavşanlı

 

e-belediye

smiley Borç sorgulama / ödeme  
         
laughYeni istek şikayet        
      
angelSorgulama       

cryingArsa metre kare sorgulama      

surpriseArsa m2 değerleri
      
yesAşınma payı indirim oranları      

coolBina maliyetleri               

enlightenedçtv tarifesi        

angelsicilno öğrenme            

angelBelge Doğrulama          

surpriseişyeri ruhsatı ön başvurusu       

laughödemelerim             

cryingEmlak vergisi          

angryçevre temizlik vergisi

Kısaca Tavşanlı

       Tavşanlı ege bölgesinde Kütahya iline bağlı bir ilçedir.ılçemiz gün gün büyüyor.şuan nüfusu 80.000 e ulaştı ve devamlı büyüyen bir ilçe oldu.Sitemizde Büyüyen ilçemiz ile ilgili bilgilere yerverdik. Günümüz ilçemiz hızla büyüyen bir şehir olmuştur.Fabrikaların gelmesiyle göç alan bir şehir olmuştur. 

Tavşanlı iş imkanı

    ılçemizin leblebisi meşhurdur.Leblebi denilince akla çorum'dan sonra Tavşanlı gelir.leblebiyi tavsiye ederiz.ılçemizde iş imkanı olarak Tunçbilek gli,organize sanayi fabrikaları ve Tunçbilek Termik Santral gelmektedir.ış imkanı oldukça çoktur.şuan yeni 2.organize    sanayi konuşuluyor fakat daha faaliyete geçmemiştir.Umarız biran önce faaliyete geçer.ılçemizde iş bulmak istiyorsanız Tavşanlı iş ilanları sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.Kütahya'da iseniz iş arıyorsanız Kütahya iş ilanları sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

ılçemizin çehresi değişti

    Mustafa güler ve devletimizin desteği ile ilçemiz çok güzel oldu.Mustafa gülerle birlikte yeni projelerle ilçemizin çehresi değişti.Yeni park alanlarıve diğer çalışmalarla gerçekten ilçemiz çok güzel oldu ve güzel olmaya devam ediyor.Mustafa Güler belediyecilikte kalitesini    gösterdi tabi ki ak parti desteği ile umarız mustafa güler gibi belediye başkanları 
tüm Türkiye'de artar ve Türkiye'miz cennet bahçesine dönüşür.
ilçemiz ile ilgili bilinmesi gerekenler
     Kütahya ilinin Tavşanlı ilçesi ile ilgili bilgilere sitemizde yer vermekteyiz.ılçemizde otogar, hastane randevu, nöbetçi eczane, belediye,aile hekimleri ve diğer birçok bilgiyi sitemizde yer verdik.Amacımız sizlere en iyi hizmeti verebilmek.Gün gün ilçemiz ile ilgili bilgileri sitemizde yayınlamaktayız.Sizlerin desteğiyle tavsanli.gen.tr  sitemizi en üstlere çıkarmaya niyetliyiz.
  • Blog
  • Firma kategori